Kısaca: 50k YKS ile Sakarya'da Bilgisayar Mühendisliği 1. sınıfı bitirdim. Bölümü çocukluktan beri bilgisayara olan ilgim nedeniyle seçtim ve sosyal açıdan Sakarya'da oldukça mutlu oldum. Ancak 2.3-2.4 GANO, bölümde ne öğrendiğimi anlayamama, staj/iş bulma ve özellikle junior piyasasındaki durum + AI endişesi beni ciddi şekilde düşündürmeye başladı. Ek Madde-1 ile Bursa Uludağ Üniversitesi Hemşireliğe geçme imkanım var. Şu an mesele “hangi bölümü daha çok seviyorum?”dan çok, hangi belirsizliğin içinde yaşamayı göze almam gerektiği noktasına geldi. İki seçeneğin de artılarını ve eksilerini biliyorum ama dışarıdan, özellikle bu sektörlerin içinde olan insanların deneyimlerini duymak istiyorum.
Selamlar öncelikle falan filan. 2024 yılında ilk YKS'ye girdim ve mezuna bıraktım. Ailevi sebeplerden sınava çalışamadım ve sınava girenler bilir, asla beklenmedik seviyede bir sınavdı. 21 gibi bekleyenler de şaşırdı bence, 160k falan yaptım. Ardından mezun senesinde TYT illeti yüzünden 25 YKS'de TYT AYT aynı neti yaparak 50k'dan çevremde de hep bana çocukken bile söylenen bilgisayar mühendisliğini Sakarya'da 24. tercihime yazdım ve geldi (24 içinde bilgisayar sayısı 6-7 tane idi).
Ablam 3 yıllık işsiz diş hekimi olduğu için biraz özel piyasası hakkında zaten endişelerim vardı ama biraz da akademi yolu ve hep istediğim bankacılık sektörüne bir giriş ayağı olduğu için motivasyonumu bozmadan Sakarya'ya gittim. Bursa'da yaşıyorum, o yüzden aileden aşırı bir uzaklık yokken eve sürekli git-gel yaparım en kötü diyordum. Belki bilenler çıkar, bu yıl bir tane erkek yurduna çevrilen eski bir kız yurdu vardı. Daireler 20 kişilik, 2 tuvalet 1 banyo şeklinde ve Sakarya'da harici bir tane daha yurt var erkekler için. Bu yüzden buna bile şükredip gittik. Yurda yerleştiğim ilk gün yatıp kalkıp direkt kahvaltımı alıp kampüse gittim. Okulu ilk hafta ekmiştim, bir zabıta mülakatına katıldığım için. Ondan sonra da NASA hackathonu vardı, ona bir ekiple katıldım ve bayağı eğlendiğim, kampüsü tanıdığım, insanlarla tanıştığım iki güzel gün geçirdim. Hem de utangaçlık atıldı üstümden. İlk günden bir sürü dekanın, hocanın olduğu yerde 200 insana iş planımızı ve yaptığımız programın ingilizce sunumunu yaptığım bi süreç geçirdim . Ardından yurttaki oda arkadaşlarımla tanıştım ve bu konuda da şanslıydım. Hepsi kendi halinde, delikanlı ve sohbeti de saran düzgün insanlardı ve 1. sınıftık hepimiz. Bu sebeple aslında ortak noktanın yanı sıra yaşadıklarımız da ortak oluyordu Bu sebeple hem iyi anlaştığım insanlar hem de çevre bilgim fazlasıyla erkenden oluşmaya başladı. sınıfım okulun TÖMER kategorisi sebebiyle 190 kişiden %45'i falan Türk ve ilk başta dersleri hep alttan alanlar yüzünden kendi dönemim insanlarla tanışıp arkadaşlık kurmak biraz uzun sürdü ama ilk dönem bittiğinde kızlı erkekli güzel geniş bir arkadaş grubu kurduk. Derken ilk dönem bitti. Alttan ders yok, ortalama 2.4 çünkü harf notlandırma sisteminde bu sene şansıma bir değişikliğe gidildi ve rezil oldum. Lise sona kadar takdir, 90 üstü ortalama, LGS'de iyi okul, (ailede de en salak ben), olunca bu biraz içime oturdu ama devam ettim. Derken baştan beri kafamda olan ;bölümün istihdam sıkıntısı, insanların “bakın yapay zekâ CENG için büyük bir tehdit” lafları vs. sesler bayağı baskınlaştı. Çünkü eğitimde bile artık kâğıt kalemle kod yazmak saçmalığın daniskası, evet eğitimin gerçeği fakat öğrenci niteliğini ölçmüyor. Ama saçma bunun gibi onlarca müfredat saçmalıkları var hocaların niteliksiz olması yapay zeka derken zamanla insanlar hiçbir derse gelmemeye başladı. Sene başı minimum 180 kişilik Prog1 dersi, alttan alan sayısı artmasına rağmen Prog2'de 7-8'e düştü. Gerçekten tek başıma ve birkaç yoklaması zorunlu olan siyahi arkadaş dışında derslerde neredeyse kimse yoktu. (Ben biraz da okula başka bir şehire geliyorsam ve devamszılık da önemliyken şansa bırakmak yerine hocadan alabildiğimi alıp devamsızlığı da eve gittiğim tatil haftaları bağlamak için tutarım diyordum ).Sınıftan millet voleybol oynamaya geliyordu kampüse sadece martta artık.
Ve nasıl olduysa AI kullanımı, kendini kendine çalışmak gibi durumlar galip geldi. Sınıfın yüzde 50'si geçti, yüzde 25'i de 3 ortalamanın üstü ile geçti. Ben zar zor 2.4 GANO, C yapısından aklımda sıfır kalıp, sayısal devre tasarım dersinde Verilog döngüleri içinde sadece iki üç şey ile 1. sınıfı alttan ders olmadan bitirdim. (Onlar iyi yaptı hani bana demiyorum ortalama dünyanın sonu değil)
Bitirdim ama afedersiniz tutuştum yani. Çünkü hem kafelerde hem kütüphane olsun, sektörden ve sektörde iş arayan onlarca insanla tanışma fırsatım oldu. Yüzde 90 tanıdık işi ile bir şeyler yapıyor, büyük şirketlerden bile layoff'a maruz kalan onlarca mühendis varken, ben bir şeylerin veya birçok şeyin yanlış gittiğini, bunu bir tek benim görmediğimi (özellikle YKS sonuçları ve sosyal medyada başlayan istihdam alanlarının insanların bir numaralı istekleri haline gelmesi) bende de bir kaçış gidişi uyandırdı.
Tek sorun tabii ki istihdam değil ve olamaz ama yapay zekânın şu anki halinin yarım katı gelişmesi piyasayı gerçekten altüst edececeği göz ardı edilemez. Başlangıç mühendislerine çekilen utanç verici muamele de daha da kötüye gidecek. E ben de memur çocuğu, üç kardeş, bu sene emekli olacak bir babanın oğluyum. Kendi şehrim Bursa'da ve Sakarya'da (eğitim hayatımda hiç duymamış olsam da Sakarya gerçekten benim yaşamak isteyeceğim şehirler listesinde üst sıralarda geliyor okumak için baya ideal bi yer) hemşirelik fakülteleri yazdım. myp puanı ile geçiş yaptığım için tr deki her hemşirelik geliyor zaten. Mühendislikten devam etme konusunda da, üstüne çok düşünmesem de bilgisayar hariç kendimi yakın hissettiğim bir mühendislik yok. Hemşirelikte çok yakın değil zaten ama yanlış anlaşılmayacaksam, YKS'de 50k yapan biri bir yıl kendisi adam gibi KPSS çalışsa zaten 85 üstü yapar diye düşünerekten başvuru sürecine girdim
Fakat Sakarya Hemşirelik sonucunu reddettim. Kendimce sonradan analiz edince psikolojik olarak vazgeçtiğim hayata yakın olmak bana faydalı olmaz gibi geldi. O yüzden galiba rasyonel seçeneklerimiz Bursa Hemşirelik ya da CENG devam Sakarya'dan şeklinde.
Şunu da belirteyim, başvuranlar arasında çok nitelikli okullardan hemşireliğe başvurup asil seçilen çoğu öğrenci ;bilgisayarda, endüstri, beslenme-diyetetik gibi bölümlerden eliyor, hatta belki inanılmayacak ama 2.-3. sınıf uçak mühendisleri, diş hekimleri bile var. Herkes net kayıt yapıyor diye bir şey yok ama insanlar mesai harcayıp başvuruyor, değerlendiriyor, seçenek olarak da tutuyor demek bu.
Aileme durumu söylediğimde her konuda destek olacaklarını fakat bunun çok radikal bir karar olmasından dolayı iyi düşünmemi ve mutlu olacağım alana yönelmemi istiyorlar. Fakat konuşmalar arttıkça şunu fark ettim: Babam hemşireliği çok da istemezken annem ise biraz daha ılımlı bakıyor. İş konusunda çevremizde de işsizlik had safhada; ablamın yakın diş hekimi arkadaşlarından PC bitirmiş arkadaşlarına, karşımızda geniş bir skala var.
Yönlendirmeden kendi düşüncelerini veya deneyimlerini aktaracak birileri vardır inşallah diye içimi döktüm. Buraya kadar yazdıklarımı okuduysanız çok teşekkürler. Saygılar.
(Her seçenekte pişmanlık garanti artık çünkü çok içine girdim. Anlatmadığım çok detay var; arkadaşlarımın kararıma tepkisi vs. Kimisi çok karşı, kimisi duygusal bakıyor vs. Böyle bir durumda bunlardan da etkileniyorum ama nihai kararımı etkilememesi için çok uğraşıyorum. Bütün soru ve tavsiyelere dönüş yapacağım.)