Merhaba arkadaşlar benim ismim cem, Ankarada yaşıyorum ve 21 yaşındayım. Sizlere yaşadığım ilginç bir günü anlatacağım. Kendimi tanıtacak olursam ilk önce benim normal bir hayatımın olmadığını söyleyebilirim çünkü çok nadir görülen genetik bir hastalıktan dolayı ben cüce olarak doğdum ve şuanda boyum 128cm. şimdi olaya gelelim
Sıcak bir mayıs günüydü, ben saat 8 sularında uyanıp kahvaltımı yapıp odama geçinde pencereden biraz baktım, çok güzel bir hava vardı kuşlar cıvıldıyor hava masmaviydi, insanlar sevgilileri ile dışarıda dolaşıyorlardı hatta 75-80 yaşlarında bir çift bile kol kola girmiş ellerindeki meyve poşetleri ile yürüyorlardı; ben bunu görünce çok üzüldüm keşke benimde bir sevgilim olsaydı dedim kendi kendime. Tam böyle yine depresyona girecekken dedimki kendime: ''hayır cem bugün böyle depresif geçmeyecek bende dışarıya çıkıp birşeyler yapacağım'' bunu dedikten sonra düşünmeye başladım acaba ne yapabilirim diye, ben kafelere falan gitmeyi sevmiyorum çünkü orada herkes bana bakıyor acaba dikkat çekmeden yapabileceğim ne aktivite vardı? bunu düşünürken bir hafta önce internette gördüğüm Oyuncak Müzesi aklıma geldi, evet oraya gidip antika oyuncaklara bakabilirdim en azından evde oturmaktan iyidir dedim ve hazırlanmaya başladım, altıma mavi bir şort üstüme siyah bir tişört giydim ve evin çıkış kapısına doğru yürümeye başladım tam o sırada annem beni gördü ve dedi: oğlum bu havada siyah tişört giyilirmi yanarsın. ben ona dedim işte birşey olmaz diye ama annem inatçıdır bana zorla beyaz bir tişört giydirdi ve tamam bu sefer evden çıkmaya hazırdım yine evin çıkış kapısına gittim bu sefer babam beni gördü ve dedi: lan terörist misin bu sakal ne derhal sakallarını kes dedi. ben önce kesmek istemedim çünkü sakallarım beni erkek gibi gösteren tek şey zaten boyum kısa, çocuğa benziyorum sakallarım beni büyük gösteriyor. ama yine pes ettim ve tuvalette lavabonun önüne tabure çekip sakallarımı kestim evden çıkarken annem beni tekrardan gördü ve dedi: benim oğluşum ne kadar yakışıklı olmuş bak bu parfümü baban eskiden kullanırdı sana sıkalım. bende annemi kırmayıp parfümü sıktım ve evden sonunda çıkabildim! otobüs durağına gittim, otobüs 5dkda geldi ve engelli kartım ile bedava otobüse bindim, otobüse binince bir tane sünepe çocuk benden gözlerini ayırmadı bana dik dik bakıyordu bende ona bakmaya başladım sonra çocuk annesine beni gösterdi anneside bana bakıp çocuğuna birşeyler fısıldadı çocukta bana birdaha bakmadı. neyse işte otobüs oyuncak müzesinin önünde durdu, ben tam müzeye girecekken kenarda duran dondurmacıyı farkettim dedimki kendime: lan hava çok sıcak zaten müzeden önce bir dondurma yiyip ferahlayayım. dondurmamı alıp dondurma dükkanın bahçesine, açık havaya oturup dondurmamı yemeye başladım. dondurmayı yerken ben herzamanki gibi kara kara düşünmeye başladım: ben neden böyleyim? neden herkes gibi normal bir boyum yok? neden herkes beni ucube gibi görüyor? tam bunları düşünmeye dalmışken sıcak havanın etkisi ile dondurmam erimişti ve külahtan beyaz tişörtüme akmıştı hemen peçeteyle elimi ve tişörtümü silmeye başladım ama tişörtüm çok fena kirlenmişti yapacak birşey yoktu. ben çok sinirlendim küfrede küfrede müzeye doğru yürümeye başladım şu siktiğimin müzesine gitsemde artık eve dönseydim, tüm hevesim gitmişdi çok sinirliydim çünkü yediğim dondurma çikolatalıydı ve eriyince beyaz tişörtte bok gibi duruyordu keşke o siyah tişörtü giyseydim daha az görünürdü leke. acaba müzeye girmesemiydim çünkü üstüm kirliydi ama bu kadar yol gelmiştim artık girmek zorundaydım. Müzeye girdim ve bilet aldım, normalde 100 TL ama bana engelli kartım ile bedavaydı. Müzeyi gezmeye başladım, çok güzel oyuncaklar vardı müzede işte uçak-tren modelleri, oyuncak bebekler ve arabalar vb vb birsürü şey vardı, doğrusu ben oyuncakları tam göremiyordum boyum kısa olduğu için ama olsun yinede güzeldiler. Ama ben müzede dolaşırken kendimi çok kaptırdım ve kaybolmaya başladım artık müzeden çıkmak istiyordum ama çıkışı bir türlü bulmadım lan boyum kısa olunca zaten çıkış işaretlerini göremiyorum hemde müzede çok karmaşık ben iyice kayboldum, müzede çıkışı ararken bir tane dayıyla karşılaştım onu tarif etmem gerekirse tam iç anadoluda göreceğiniz bir dayıydı; kafasının üstü kel yan tarafında saçlar vardı, esmerdi, elinde tespih vardı ve tam bir dayı gibi giyiniyordu ve yanında kızıyla dolaşıyordu. ona gidip çıkışın nerede olduğunu sordum, o da bana sırıtarak ve parmağıyla işaret ederek dediki: yeğenim çıkış o tarafta. bende ona güvenip dediği yöne gitmeye başladım ama farkettimki piçin evladı beni yanlış yöne yönlendirmiş çıkış işareti, onun işaret ettiği yönün tersini gösteriyordu ama ben onun gösterdiği yöne doğru gitmeye başladım dedimki kendi kendime adamın herhalde bir bildiği vardır bu yöne gideyim. adamın dediği yöne doğru gitmeye başladım tam bu sırada tanımadığım bir adam beni kolumdan tuttu ve biryere doğru götürmeye başladı ben adama direnmeye başladım ama adam çok güçlüydü( veya ben cüce olduğumdan dolayı güçsüzdüm) . adam beni bir grup çocuğun arasına koydu, ben tam burada donakaldım ne yapacağımı bilemedim ve bu durumu düşünmeye başladım sanırım çocuklara gezi düzenliyorlardı ve benide çocuk sandılar ve aralarına aldılar, ben bu duruma çok sinirlendim ve orada öğretmen yada yetkili gibi görünen bir kadına durumu izah etmek için yanına gittim ben tam konuşmaya başlayacakken o bana sarıldı beni kucağına aldı ve dedi: ahh canım biz sen kayboldun sandık çok korktuk! , o sırada beni kolumdan tutan adamda dediki : Tülay öğretmenim, bu afacanı oyuncaklara bakarken buldum meraklı minik oyuncakları çok seviyor! . ben iyice sinirlendim lan pezevnk gelmiş bana diyor yok meraklı minik yok afacan falan kimsin olum sen, artık bu durumu söylemem gerekti ama tam o anda şunu farkettim: tülay öğretmen beni kucağına aldığında onun verdiği dekolte sayesinde memelerini görebiliyordum! hemde beni kucağına aldığı için memelerine temas ediyordum, bu yüzden durumu söylemek istemedim ve tülay öğretmene iyice sarıldım, onun memelerini tüm vücudumda hissediyordum hemde o beni yanağımdan öperken ben kafamı biraz çevirdim ve dudağımın kenarından beni öptü offf ben buraya nasıl geldim offf , tülay öğretmen yaklaşık 45 yaşlarındaydı kumral saçları ve dolgun memeleri ile nefis bir kadındı!. neyse işte tülay öğretmen beni kucağından indirdi, ben diğer çocukların arasına karıştım, neyseki bu sabah tıraş olmuştum yoksa benim 21 yaşında olduğumu anlardı, o diğer adam ( ona mehmet diyeceğim çünkü ismini bilmiyorum) dediki: evet çocuklar kayıp arkadaşımızı bulduk şimdi müzeyi gezmeye devam edebiliriz. müzeyi gezmeye başladık ama diğer çocuklar bana garip garip bakıyorlardı sanırım benim o kayıp arkadaşlarımı olmadığımı anlamışlardı ama ses etmedi çocuklar. işte müzeyi gezmeye başlayalı bi 10 dk olmuştur, mehmet benim yanıma gelip tülay öğretmeni çağırdı:
Mehmet: tülay hocam bi bakarmısınız
Tülay öğretmen: tabi ki hocam bakayım
Mehmet: hocam öğrencimizin üstü kirli gibi bu sizce ne lekesi?
Tülay öğretmen: hocam ben ne lekesi olduğunu anlayamadım ama isterseniz müsait biryerde tişörtünü değiştirelim
Mehmet: olur hocam, çocuk kirli kirli dolaşmasın, siz müsait biryerde değiştirin üstünü bende diğer çocukları gezdireyim zaten acalemiz yok daha 2 saat buradayız.
Tülay öğretmen: tamam hocam
işte böyle oldu ve tülay öğretmen beni kolumdan tutup biryere götürmeye başladı. beni soyunma odası gibi biryere getirdi ve bir anda tişörtümü çıkardı ve dediki : uzaycığım sen üstünü çok batırmışsın hadi üstünü değiştirelim aaaa senin şortunda çok kirlenmiş onuda değiştirmemiz lazım. ben kendi kendime düşündüm lan uzay diye isim mi olur amk tam zengin bebesi ismi diye, kadın benim şortumuda bir hamleyle hemen indirdi, ben bugün hava çok sıcak diye altıma şort haricinde birşey giymemiştim bu yüzden kadının karşısında anadan doğma kaldım. Tülay öğretmenin yanında büyük bir çanta vardı sanırım buradan bana yedek tişört çıkartacaktı, çantadan aramaya koyuldu ama bir türlü bulamadı bulamayınca bana arkasını döndü ve kendisi ayaktayken çantayı yere koydu ve ayakta domalır vaziyette bana tişört aramaya başladı. bende o sırada tülay öğretmenin arkasında kalıyordum ve ne göreyim! onun eteği kısacıktı ve savunmasız bir şekilde domalıyordu ben onun bu halini seyretmeye başladım ve gerçekten çok hoşuma gitti, ama izlemekten daha fazlasını yapmalıydım evet benim boyum kısa olabilirdi ama titanik kadar yüreğim vardı!! cesaretimi topladım ve tülay öğretmenin bacaklarına nazikçe dokunmaya başladım, annem haricindeki bir kadına en son 5 sene önce dokunmuştum bu 5 senenin biriken enerjisi yüzümden nazikçe dokunmam git gide hızlanıyordu ve sertleşiyordu, sertleşen tek şey dokunuşlarımda değildi :) . tülay öğretmen hala tişörtü bulamamıştı bu yüzden ayakta domalmaktan dizlerini yere koyup domalmaya başladı, bu durum beni iyice azdırdı çünkü eteği tamamen kalkmıştı ve tülay öğretmenin külodu ile bakışıyorduk. ben bacaklarından yavaş yavaş amına doğru dokunarak ilerlemeye başladım ve tam külodunun ipini aşağıya doğru çekecekken tülay öğretmen dedilki: uzaycığım sakin ol lütfen bak burada tişörtünü arıyorum canın benim. ben bu dediğine çok korktum çünkü ne yaptığımı anladı sandım ama tülay öğretmen durumu anlamamıştı bile artık tam gaz onun amına doğru seyahete çıkabilirdim. tülay öğretmenin külodunun iplerini yavaşça indirdim, çok gizli olmalıydım yoksa farkedebilirdi , karşımda çok güzel bir am duruyordu hayatımda ilk defa am görüyorum beklediğimden daha güzeldi. amı hafifçe kokladım tülay öğretmenin kokusu vardı ve hafif ekşimtrak kokuyordu ama inanın hiç iğrenç değildi o kadınlığının kokusu o kadar güzelki! bu güzel aromayı burnumdan sonra dilimede tattırmak istedim ve amını yavaşça dillemeye başladım, ritmim yavaştı ama güçlüydü, dilimle amı dillemektende çok zevk aldım. şimdi sikimide sokmanın vakti gelmişti çünkü sikiminde bu güzelliği tatmaya ihtiyacı vardı. tam sikimi ama sokacakken tülay öğretmen bir anda ayağa kalktı ve ben hemen kalkan sikimi gizlemeye çalıştım, tülay öğretmen dediki: off uzaycığım ben tişörtü bir türlü bulamadım hemde burası çok sıcak sanırım burada havalandırma bozuk ben çok terledim üzerimi çıkartabilirmiyim? bende dedimki: evet öyetmenim çıkaytabiliysiniz. tülay öğretmen bir anda soyunmaya başladı, dışarıdan büyük görünmeyen kalçaları o soyununca aslında çok büyük olduğu ortaya çıktı, giydiği soluk mavi renkli gömleğinin düğmelerini birer birer çözmeye başladı ve gömleğide tamamen çıkardı artık üzerinde sadece beyaz renkli sütyeni vardı varya o görüntüyü görmeniz gerekti kadın antik yunan kadın heykelleri gibiydi, bende kalkan sikimi belli etmeden onu izliyordum son olarak beyaz sütyenin ipini çözdü ve karşımda artık tamamen çıplak bir şekilde dikiliyordu! tülay öğretmen dediki: uzaycığım ben tişörtünü bir türlü bulamadım ve çok yoruldum bu yüzden biraz şurada uyusam olurmu çünkü dün gece çok geç yattım dedi. bende oluy öyetmenim dedim ve tülay öğretmen orada hamamlarda duran göbek taşı benzeri bir yere altına havlu sererek sırtüstü uzandı ve benide yanına çağırdı dediki: hadi sende gelsene uzaycığım biraz uyuyalımki enerji kazanalım. bende oluy öyetmenim dedim ve onun koynuna sokuldum, allahım ne kadar güzel bir andı sanki rüyadaydım çok güzel olgun bir kadın beni koynuna almış onunla yatıyordum! tam o sırada odanın havalandırması çalışmaya başladı ve tülay öğretmen dediki: uzaycığım burası soğuk olmaya başladı hadi birbirimize sarılalım çünkü penguenlerde hava soğuk olunca birbirlerine sarılırlar. bende ona iyice sarıldım o da bana sarılıyordu, sikim bu sırada hala kalkıktı ve belli etmeden sikimi onun vücuduna sürtüyordum kafamla ve elimlede onun memelerine dokunuyordum. böyle yaklaşık 5-6 dk oldu ve tülay öğretmenin sızdığını gördüm, onun koynundan yavaşça çekildim ve o hala sırtüstü yatarken onun bacaklarını zıt yönlere doğru açmaya başladım çünkü onun amını artık sikmem gerekti yarım kalan işi tamamlamam gerek! tülay öğretmenin bacaklarını iyice açtım herşey istediğim gibiyid o sırtüstü uyuyor ve bacakları açıktı artık am ve benim aramda hiçbirşey yoktu. sikimi elime aldım ve onun amına doğru sokmaya başladım, ilk sokuşlarımda sikim kayıp dışarı çıkmıştı ama hemen nasıl yapacağımı öğrendim ve artık sikim onun amından çıkmıyordu. tüm gücümle tüm bedenimle onun amını sikiyordum o kadar güzeldiki anlatamam hemde o uyurken zevk sesleri ve ahlama sesleri çıkarıyordu ama uyanmıyordu bu sesler beni iyice delirtti onun amını varımla yoğumla sikiyordum. en son boşaldım ve tülay öğretmende zevk sesleri ile doyuma ulaştığını bana sinyalledi bende sikimi onun amından çektim ve onun amından onun boşalması ile benim döllerim akıyordu çok güzel bir görüntüydü! ben işimi bitirdikten sonra tülay öğretmenin yanına sokuldum ve onu dudağından öperken memesine dokunuyordum o uyanmadan kadın vücudu hakkındaki tüm meraklarımı öğrenmeliydim, vücudunun heryerine dokunuyordum onun her tarafını öpüp yalıyordum. en son bende tülay öğretmen gibi çok yoruldum ve koynuna tekrardan girdim ve uykuya daldım... uyandığımda tülay öğretmen uyanıktı ve üstü yarım bir şekilde giyinikdi üstünde sadece sütyeni aşağısında ise eteğini giymişti ve onun telefonundan birisiyle yazıştığını gördüm, kimle yazıştığını bilmiyordum ama orada yazan ve tülay öğretmenin gönderdiği bir mesajı gördüm mesaj şuydu: Varya rüyamda beni 195 boyunda kaslı yakışıklı bir esmer beni sikiyordu bu şaka mıııı beni öyle bir sikmiştdiki sanki gerçek birisi beni sikmiş gibi hissediyorum neyse aşkım sana sonra yazarım. yani tülay öğretmenin hiçbirşeyden haberi yoktu o bu tüm olanları rüya sanıyordu. tülay öğretmen benim uyandığımı gördü ve bana dediki : uzaycığım günaydınlar uykunu aldınmı? acıktınmı sen bakayım kıyamam ben sana. bende ona yalandan açım dedim aslında aç değildim ama o bunu duyunca bana dediki: tabi ki de aşkım kıyamam sana. ve sütyenini ipini tekrar çözdü, beni kucağına aldı ve beni emzirmeye başladı. onun memelerinin altında boğuluyor gibi oldum ama o beni düzelltti ve onun meme uçlarını emmeye başladım, yavaş yavaş süt geliyordu bende onun sütünü bir güzel emdim, emerkende bir elimle onun boğazına ve memelerine nazikçe dokunuyordum. beni emzirmeyi bıraktı ve üstünü tam olarak giydi bana da o arayıp bulamadığı tişörtü ve kıyafetlerimi giydirdi, tişört aslında o çantanın gizli bir bölmesindeymiş mehmet en bulunmayacak yere koymuş tişörtü. tülay öğretmen benim kolumdan tuttu ve soyunma odasından çıktık, grubun diğer kalanlarının yanına gittik ve onlarla buluştuk. gezi artık bitmişti çocuklar otobüse biniyorlardı okullarına dönmek için ama benim artık kaçmam gerekti çünkü o otobüse binip onların okullarına gidersem yakalanırdım bu yüzden çocukların otobüse binme sırasında oluşan kaostan yararlanıp olay yerinden bir şekilde sıvışmayı başardım.
hemen oradan bir taksi çevirdim evime doğru gitmeye başladım. yoldaykende düşünüyordum lan ne kadar güzel siktim karıyı, nasıl denk geldi bana
eve ulaştım ve eve girdim, eve girince salonda oturup jason statham filmi izleyen babam bana seslendi nerdeydin lan sen it saat kaç oldu diye, bende ona birşey demedim çünkü ben zaten hayatımın en güzel gününü yaşamıştım neden onun dediğini umursayayımki . ben tam odamın kapısını açtım odaya girecekken babam sanırım haber kanalı açmışdı ve televizyondan şu ses geldi : SON DAKİKA SON DAKİKA ANKARA'DA YAŞAYAN ÜNLÜ MİLYARDER OKAN BÜYÜKKAPLANOĞULLARI'NIN DOWN SENDROMLU ERKEK ÇOCUĞU UZAY BÜYÜKKAPLANOĞULLARI KAYBOLMUŞTUR ONU BULANA PARA ÖDÜLÜ VARDIR!!!!
hassiktir lan ben 100 milyar dolar serveti olan iş adamının çocuğun yerine mi geçmiştim vay amınakoyayım
son dakika çağrısından 2 dk sonra ise televizyonda Tülay öğretmeni gördüm, ağlıyordu ve uzayın bulunması için yalvarıyordu ve bulan kişiye para ödülünü tekrar tekrar söylüyordu, dudağının kenarında benden kalan dondurma izi vardı hala :). tülay öğretmen uzayın özel öğretmeniymiş onun herşeyiyle sorumluymuş. hahaha ben artık umursamıyordum çünkü en büyük ödülü ben kazanmıştım zaten, siz ne yapıyorsanız yapın hahaha
duş aldım ve yatağıma geçtim saat geç olmuşdu artık. yastığa kafamı koyduğumda bu günün tüm ayrıntılarını düşündüm. vay be aslında bugün çok fazla kötü olay yaşadım:
-annem bana istemediğim halde beyaz tişört giydirdi
-babam zorla sakallarımı kestirdi
-yediğim dondurma üzerime aktı
-müzede kayboldum
-müzede bana dayı yanlış yeri tarif etti
ama tüm bu kötü olaylar bir şekilde çok güzel bir sonuca yol açtı. hayatta bazen akışına bırakmak gerekir herşey güzel olabilir kendiliğinden ama bir yandan sizde ne kadar şanssız olsanız bile elinizdeki kartları iyi oynamanız gerekir, bakın bana cüce olduğum yetmezmiş gibi hemde çok şanssız şeyler yaşadım ama pes etmedim ve oynamaya devam ettim. size verebileceğim en büyük tavsiye asla umudunuzu kaybetmeyin. meşhur sözümü sizlerle paylaşıp bu anımı sonlandırmak istiyorum:
krizler her zaman fırsatları doğurur